7 Aralık 2009 Pazartesi

O şimdi asker :)


Vatan borcu'mu layıkıyla yerine getirebilmek için kısa bir süre de olsa aranızdan ayrılıyorum.

Beni seven herkese çok teşekkür ederim.

Bensiz buralar, sizsiz oralar çok tatsız olacak biliyorum.

Görüşmek üzere güzel insanlar...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Maç başladı. 
İlk defa tribünde böyle bir şey gördüm. 
Saldır Beşiktaşım... Islık..... Saldır Beşiktaşım... Islık... Saldır Beşiktaşım.. Islık... 
Tam işte bu diyecektim ki, döndük eski halimize. 
Dakika 17 de, 
Lay Lay Lalay 
Lay Lay Lalay 
Beşiktaşımmm sen çok yaşa 
Canımm fedaaa... 
Eyvah ki ne eyvah. 

Kısa süre sonra homurdanmalar başladı demeyeceğim. 
Düdükten önce vardı zaten. 
Kadro şöyle böyle, 
Bunu takıma koyanın... 

Misal, Sülayman futbolcu değilmiş. Belki öyledir belki değildir. 
Napalım abi? 
Maçı bırakıp gitsin mi adam? 
Sahada o varsa o oynayacak. 
İster beğen ister beğenme. 
Ha Sülayman'ı ben beğeniyor muyum? 
Hayır, ama yuhlamıyorum da. 
Beşiktaş kazansın isteyip, sahadaki futbolcuyu yuhlamaya ironi falan denmez... 

Peki kim bunu yapanlar? 
İlk, orta ve lise öğreniminde öğretmenlerinin göz bebeği, 
Her karnesi pekiyi, her karnesi teşekkürün ötesi, 
Öss de 900 puan rekoru kırmış, 
Üniversitenin futbol takımının kaslı ve çekici kaptanı, 
İş hayatının basamaklarını koşar adımla çıkmış, makam aracı ve şöförü haketmiş, sekreter sahibi üst düzey yönetici, 
Ki bu yönetici hiç zarar etmemesiyle tanınıyor. 
Bariz Mükemmel insan. 

Her futbolcu milimetrik paslar atsın. 
Her top ayağa ulaşsın. Ne sert olsun, ne yumuşak. Tam ayarında. 
Ayağa ulaşan her top kaleye de ulaşsın. 
Kaleye ulaşan her top ağlarla buluşsun. 
Ağları yırtmayanın...! 
Defans asla top geçirmesin. 
Adam da geçirmesin. 
İkisini birlikte hiç geçirmesin. 
Kaleciye lüzum kalmıyor. 
UEFA oyuncu sayısını 10 a indirebilir. 
Ama bir de şu var. 
Karşı takımın oyuncuları bu özellikleri taşıyor, biz de taşıyoruz. 
Defansımız adam geçirmiyor, gol atamayacaklar. 
Defansları adam geçirmiyor, gol atamayacağız. 
Gel de çık şimdi bu işin içinden. 

Ne yapalım? Bilir kişiye soralım. Yani mükemmel insana!.. 
Cevap yok, çünkü ona bile hiç mantıklı gelmedi bu. 

Peki bu kişi ne istiyor? 
Messi. 
E abi peki atkı kaç para? 20 lira. Oha çok pahalı! Messi kaça abi? 
Başkan paraları çarçur etmeseymiş. 
Ettirmeseydin abi. 
Rakibine oy verseydin. 
aaa oy veremedin demek? 
Neden? Kongre üyesi değilsin. 
Kocaman şirkette yönetim kurulu üyesisin de, kulüpte neden değilsin? 

Yapabilecek tek şey kaldı. 
Sövelim. 
E bari bunu düzgün yapalım. 
Umsss kime sövsek kime sövsek? 
Aklımıza her gelene, aklımıza her geldiği şekilde. 

Eskiden de sıkı küfürler edildi. 
Ama çok daha saygındı. 
Küfürün saygını mı olur? 
Olur abi. 

Çağırırsın. Hepiniz O.Ç. dersin. Dönersin arkanı. 
Aklına ne gelirse söyleyince, haha sapıttı bunlar derler. 
Haklıysan da haksız olursun. 

Evlere şenlik olanlar sadece bunlar değil tabi. 
Başkanı var, Teknik direktörü var... 

Yaz yaz bitmez. 
Son veriyorum. 
Derken şunu da ekliyorum. 

Wolfsburg benim düşmanım değil. Rakibim. Kazandılar ve alkışladım. 
Yine olsa yine alkışlarım. 
Şayet bir gün Fenerbahçeyi alkışlarsam, afaroz etsinler beni... 
Arada bence fark var. Yok diyene aşkolsun. 

Alkışladın ama Beşiktaşı yendiler. 
E abi aşığız diyoruz ama romantikliğin de sınırı var. En azından bende.. 

Bağırmak.. 
Bir an Wolfs.. dedim. Hemen ardından dur dedim. 
Abartmaya da lüzum yok. 
Bağıran bağırdı. 
Kızdıysam namerdim. 
Aslında bu Acının ta kendisidir... 

Asla mutlu olamayız. 
Çünkü, herşeyi değiştiremeyiz. 
Değişebilenler değişir, değişemeyenler kabul edilir. 
Sevilirse böyle sevilir. 
Aksi sevgi değildir. 

Süleyman 200 topu taça atar, Beşiktaş yenilir.. Umrumda değil. 
İsterim ki yensin ama yenmediyse, yine sarılır uyurum abi. 

Nihayet son, 

Başkan istifa etmeli. 
Teknik direktör istifa etmese de aklını başına toplamalı. 
Futbolcuların kendine güveni yerine gelmeli. 
Kabiliyetlerini kullanabilecek düzeye gelmeli. 
Taraftar iğneyi kendine, mızrağı başkasına batırmalı. Ama iğne mutlaka kendimize.. 

En büyük Beşiktaş, Gerisi Traş.

Emre Akman'a teşekkürler


30 Ekim 2009 Cuma

Katil’e gül, düşünce’ye dayak…

Bundan 1 hafta önce ülkeye getirilen PKK miltan’larının kahramanlık öykülerini gösterdi durdu bolca Televizyon’lar . Ülke polis ve asker’inin bakışları arasında yapılan mitingler, gösteriler kanımıza oldukça dokundu. Pişmanlık yasasından dahi yararlanmak istemedikleri halde daha 24 saat geçmeden serbest bırakılan bu insanlar kahraman’mış gibi gösterilirken, eylemlerde devlet’in tutumu en çok dikkat çekilecek kısıma işaret ediyordu.

Devamı İçin: http://www.burakguven.net/?p=532

Yapmayın!


Bundan 1 hafta önce ülkeye getirilen PKK miltanları'nın kahramanlık öykülerini gösterdi durdu bolca Televizyon'lar . Ülke polis ve asker'inin bakışları arasında yapılan mitingler, gösteriler kanımıza oldukça dokundu. Pişmanlık yasasından dahi yararlanmak istemedikleri halde daha 24 saat geçmeden serbest bırakılan bu insanlar kahraman'mış gibi gösterilirken, eylemlerde devlet'in tutumu en çok dikkat çekilecek kısıma işaret ediyordu.

Yapılan tüm PKK ve DTP mitinglerinde Polis 2.planda durup olayların bitmesini beklerken, Cumhuriyet'imizi kutladığımız 29 Ekim akşamı Atatürk Düşünce Derneği üyelerine yapılanlar kanımızı dondurmaya yetti. İçerisinde ülke'nin aydınlarının olduğu, avukat, öğretmen ve bir çok eğitimli kişilerin bulunduğu bu gruba Polis'in orantılı güç kullanması, insanların "suçumuz ne?" sorusuna cevap verme tenezzülü bile duymadan polis arabalarına tıkmaları kafalarda soru işareti oluşmasına ve ülke nereye gidiyor sorularına sebebiyet veriyor.

Sormam gereken sorulardan bir kaçı;

Polis'e bu emri kim verdi?
Emirleri veren Vali veya Belediye Başkan'ı ise, amaçları AKP korkusundan onlara yaranmaya çalışmak mıydı?

Durduk yere insanlara vurulması, Kadınların "durun yapmayın, sizinde bacılarınız var" demelerine rağmen yerlerde süründürülmeleri kime hizmet bu ülkede?

Arkada o kirli bıyıklarının altından gülen kişiler, bilmiyorlar mı bu ülke insan'ı kendisine yapılan unutulmaz!

Kaldı ki dün sadece Denizli Atatürkçü Düşünce Derneği değil yurdun bir çok yerindeki derneklerden "İZİN VERMİYORLAR, DÖVÜYORLAR" haberleri aldık.

Televizyon'u ikiye bölüp PKK ve Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerine polis davranışlarını izledikçe kanım donuyor. Bu ülke polisi, vekili, başkan'ı gerçekten kime hizmet ediyor?

Bizlere mi, yoksa onlara mı?

Kararı siz verin.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Cumhuriyet ve Bugün

"Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız." diyerek başlamıştı sözlerine Mustafa Kemal Atatürk.

Şimdilerde ise küresel, ekonomik ve siyasal önderliğini canlandırmaya çalışan bir Avrupa Birliği ile, cumhuriyet ülküsü ile AB üyeliğini bağdaştırma çabasındaki bir Türkiye var. Ülkü ve hedefin birlikteliğini başardığı derecede dünya sahnesinde yükselebilecek bir Türkiye.

Devamı için: http://www.burakguven.net/?p=526



24 Ekim 2009 Cumartesi

Conon see him! :)



Adı Furkan, Grafik sanatçısı ve fotoğraf çekmek o'nun için bambaşka bir tutku.

Yalnız tek bir eksiği var, o da bir fotoğraf makinesi. 

Hayalini süsleyen Canon'a ulaşmak için bir proje üretti ve Canon'un o'nu görebilmesi için tam 2010 adet fotoğraf çekerek amacına ulaşmaya çalışıyor.

Hayalini şöyle anlatmış:

"Kendimi bildim bileli fotoğraf çekmek istiyorum. Aklımda bir sürü kompozisyonla dolaşıyorum. Gördüğüm bütün güzel şeyleri hayalimde bir fotoğraf karesine sığdırıyorum. Yeni tanıştığım her yüz bana yeni bir fotoğrafı çağrıştırıyor. Gördüklerimi sizlere de gösterebilmem için, benim dünyamı sizinle paylaşabilmek içi tek bir şey eksik, bir Canon fotoğraf makinası.

Yıllardır bir Canon’um olsun istiyorum. Ama bir türlü o kadar parayı bir araya getiremedim. Sonra düşündüm de bazen parayı değil sizinle aynı şeyi isteyen insanları bir araya getirmeniz bir hayali gerçekleştirmek için daha etkili olabilir. 
Ben de hayalimi paylaşan 2010 kişinin peşine düştüm. 2010 yüz, 2010 fotoğraf karesi… Hepsi yıllardır hayalini kurduğum Canon’a sahip olmak için.

Biliyorum Canon sonunda beni görecek ve ve ben sonunda dünyayı bir Canon’un vizöründen görebilicem. 

Burdan her gün yeni eklenen fotoğrafları ve Canon’a kaç fotoğraf kaldığını takip edebilirsiniz. Siz de paylaşmak isterseniz bu hayali, bu bloğu yayabilir ya da yüzünüzü objektife dönebilirsiniz!"

Şimdi bizlere düşen o'na destek vermek, sadece gülümseyin ve Canon see him! deyin yeter.

Destek vermek için tek yapmanız gereken o'na ulaşmak,

Projenin internet adresi:http://canonseeme.blogspot.com
Furkan a friendfeed ten ulaşmak: http://friendfeed.com/katatonikpatlican
Twitter'ı: http://twitter.com/iAubergine

CANON SEE HIM..

20 Ekim 2009 Salı

Rahat!!!


Az önce okuduğum haber ile soğuk duş almış etkisine girdim, şöyle diyor du:

İfadeleri alınan 5 PKK'lının hepsi serbest bırakıldı. Böylece dün teslim olan 34 PKK'lının hepsi bırakılmış oldu. Kandil Dağı’ndan 8, Habur Kampı’ndan 26 olmak üzere toplam 34 kişilik ‘Barış Grubu’, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine dün Türkiye’ye gelerek teslim olmuştu. Sabah saatlerinde 29 kişi serbest bırakılıp, 5 kişi gözaltına alınmıştı. Tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen ve Habur Gümrük Sahası'nda Silopi'den gelen bir hakime ifade vermeye başlayan 5 kişinin tamamı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı Sorgulanan PKK'lıların hiçbirisin "Etkin Pişmanlık Yasası"ndan yararlanmak için talepte bulunmadıkları öğrenildi. Serbest kalan 34 PKK'lı grup Ankara'ya gitmek üzere DTP otobüsüne bindi. Otobüsün üzerine çıkan grup, dışarıda kendilerine sevgi gösterisinde bulunanlara gül attı. Araçta DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de bulunuyor. DTP'li vekiller de araçlarıyla onları izleyecek.

Nasıl yani, birisi bana bu'nun şaka olduğunu söylesin!

Sen nüfus cüzdanını yırt, git memlekette katletmedik bebek, asker bırakma, sonra da elini kollunu sallaya sallaya gelip teslim ol, pişmanlık yasasından yararlanmak istemediğin halde.

Yetmiyor DTP konvoy'unda önünde APO PİÇİNİN fotoğraflarıyla konvoyla karşılanıyorlar.

Yazık yere yazık, ülke'nin ta içine koydunuz ya.

ALLAH BELANIZI VERSİN.

6 Ekim 2009 Salı



-Eylem yapmak adına provokasyon'un en kralını yapan'ın da...

-Her şeye biber gaz'ı sıkarak cevap verenin de...

-Parayla satın alınan bütün adamcıkların da...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Hackle, hackle beni hackle...


Kısa bir zaman önce faaliyet'e soktuğum http://www.burakguven.net ad'lı adresim 3. kez aynı şahıslar tarafından hack'lenmektedir.

Geçici olarak onların eklediği müzik'le idare ediyoruz, sağolsunlar en azından eğlencelilermiş :)

Düzeltmeye çalışsakta çare bulamıyor ve sizlerden oldukça uzak kalıyorum.

Bu konu'da üzgün olduğumu belirtir en kısa sürede sizlerle kavuşmayı ümit ederim.

Burak (Cimbakuka)

30 Eylül 2009 Çarşamba


Film Ekimi programımız belli oldu.

18 Ekim Pazar

11:00 - Kapitalizm
16:00 - Che 1 - Arjantin
19:00 - Che 2 - Gerilla



20 Ekim Salı


21:30 - Parlak Yıldız (gala)



21 Ekim Çarşamba


21:30 - Kim Kiminle Nerede (gala)


22 Ekim Perşembe


19:00 - İspiyoncu


23 Ekim Cuma


19:00 - 9

21:30 - Beyaz Bant (gala)



25 Ekim Pazar


11:00 - Ay
16:00 - Altın Çağdan Öyküler

28 Eylül 2009 Pazartesi





24 Eylül 2009 Perşembe

Güle Güle Ufuk Çizgisi:(

İnanamıyorum şoklardayım nasıl olur dedim öykünün yazısını okudugumda. ufukcizgisi abimizi kaybetmişiz suan kelimeleri bi araya getirmekte o kadar zorlanıyorumki. Aynı seye asıktık biz "mavi" tutkumuz vardı her konumla uzun uzun bıkmadan ilgilenir fikirlerini esirgemezdi.. cok üzgünüm. Daha önce hic görmedigim bi surete ağlıyorum. Yüregi güzel insanlardan bi tanesi daha terketti bizi :(

Rabbim ailesine sabır versin

15 eylül kadir gecesinde blogunda ettigi son dua tüylerimi diken diken yaptı


İnsan suretiyle geldiğimiz şu hayatı "insan" olarak yaşayıp tamamlamayınasip et yarabbi. Zaaflardan ve herşeyin esirliğinden uzak eyle, ruhumuzukirletmeden temiz bir benlik ve kişilikle yaşamayı ve sana ulaşmayı nasipeyle. Ey merhametin en büyüğüne sahip Allahım, dünyada ve ahirettemerhametini günahkarda olsak bizlerden esirgeme. Bizleri dünyada iyikullarınla karşılaştır yanlışlara hidayet nasip et. Bana ve kullarına yolundaolmayı ve şu geçici hayatta sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat yaşamayınasip eyle.İşin, eşin, evladın, ömrün, ölümün hayırlısını ver Allahım.AMİN..

İyi ki tanıyanlardan oldum seni..


Basımız sağolsun.. Blog ailesi..

Unutulmadın Güzel İnsan.


Spor yazarı, Kulübümüz'ün kongre üyesi Kazım Kanat, vefatının 1. yılında yarın (24 Eylül) Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anılacaktır.

Kazım Kanat'ın ailesinin düzenlediği anma töreni saat 11.00'de başlayacaktır. Anma töreni için Akaretler'deki Kulüp binamızdan saat 10.30'da servis kaldırılacaktır.

Kazım abi seni çok özlüyoruz...Mekanın cennet ruhun şad olsun..

12 Eylül 2009 Cumartesi

12 Eylül.


Hatırlamak gerekirse:

Güvenlik Konseyinin yaptığı açıklama ile Parlamento feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu, milletvekilleri ve senatörlerin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Tüm yurtta sıkıyönetim ve saat 05:00 den itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Anayasa yürürlükten kaldırıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında 7000 kişinin idamı istendi. Askeri Yargıtay 124 idam cezasını onayladı. 50 kişi idam edildi. Askeri yönetimde, gözaltında ya da hapishanelerde, "doğal olmayan ölüm" sayısı 229 oldu.

Kısacası 12 Eylül ve Kenan Evren,

Unutmak mı? 

Hasiktirin oradan!...

8 Eylül 2009 Salı

Türkiye Sarsıldı bugün :(


Önce Sel felaketi,

Televiyozdan izlediğimizin daha kötüsü mevcut. Durum içler açısı. 9 ölü ve hala kurtarılmayı bekleyen insanlar. Yağışların yarın daha da artacağının söylenmesi. Büyük acılar bunlar. Edirne, Selimpaşa, Trakya, Vize felaket bölgesi durumunda.

Bu yetmezmiş gibi, 7 tane daha can'ımız gitti bugün, şehit verdik.

Açın açabildiğiniz kadar :(

Başın sağolsun Türkiye.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Çekici misin? Seni Sivrisinek yesin


Özellikle yaz aylarında ve nemli havalarda balkon sefalarının davetsiz misafirleri olan sivrisinekler, hepimizin korkulu rüyasıdır. Kimi zaman uykularımızı da kaçıran minik ama rahatsız edici bu yaratıkların neden bazı insanların başına bela olurken bazılarının yakınından bile geçmediği büyük merak konusudur. www.realage.com.tr olarak bu problemden kurtulmanıza ve sivrisineklerin neden sizi tercih ettiğini anlamanıza yardımcı olmak amacıyla ünlü sağlık sitesi WebMD’de yayınlanan bir haberi sizlere aktarmak istiyoruz. Amerikan Florida Üniversitesi’nden Profesör Jerry Butler, her 10 kişiden 1’inin sivrisineklere daha çekici geldiğini söylüyor. Ancak bu sinekler kanınızı emerken karınlarını doyurma amacında değil. Yalnız dişi bireyler insanları ısırıyor; çünkü yumurtlamak için insan kanına ihtiyaç duyuyorlar.

En Çok Kimi Seviyorlar?

Amerikan Sivrisinek Kontrol Birliği’nden Dr. Joe Conlon’a göre; kesin bir yanıt bulunamamış olsa da sivrisineklerin özellikle bazı insanları seçmelerindeki neden, bu kişilerin vücutları tarafından salgılanan kokuların daha çekici gelmesi. Bilim adamları insan vücudunun, sivrisinekler tarafından %85lik bir oranla diğer canlılara göre daha çekici bulunduğunu ortaya koyuyor. İnsan kimyası incelendiğinde, deriye yakın yerlerde bulunan bazı maddelerin fazlalığı sivrisineklerin bu kişilere yönelmesine yol açıyor.

Kolesterol Seviyesi, Ürik Asit ve Karbondioksit Çekiciliği Artırıyor

WebMD’ye yaptığı açıklamada Butler , “Derilerinin hemen altında yüksek seviyede steroit ve kolesterol bulunan insanlar sivrisineklerin daha çok dikkatini çekiyor.
Ancak bu o kişilerde illaki yüksek kolesterol olduğunu göstermez. Sadece kolesterol vücutlarında daha seri bir şekilde işleniyor. Sivrisinekler aşırı ürik asit üreten kişileri de hedef olarak seçiyor. Amerikan Böcekbilimi Topluluğu’ndan böcekbilimci Dr. John Edman, bu maddenin sineklerin koku alma duyusunu harekete geçirdiğini ve bu insanları ısırmayı tercih ettiğini belirtiyor. Dr. Jow Conlon, “ Çok uzak mesafede bile olsa her tür karbondioksit sinekler için dayanılmaz çekiciliktedir. Vücudu daha büyük bir yapıya sahip olan kişiler daha fazla karbondioksit üretir ve bu durum neden sineklerin daha çok yetişkinleri hedef aldığını açıklar. Hamile kadınlar da normal kişilerden fazla karbondioksit ürettiklerinden daha büyük risk altındadır. Ayrıca hareket ve sıcaklık sivrisinekleri etkileyen faktörler arasındadır,” diyerek neden onları yakalamaya çalıştığımızda başımıza daha çok bela olduklarını açıklıyor. Çünkü biz hareket ettikçe yerimizi belirlemeleri daha kolay bir hal alıyor.

Sivrisineklerden Korunmak İçin Alternatif Öneriler


Piyasada satılan bir sürü koruyucu krem ve sprey var. Ancak kimyasallar dışında birkaç yöntemle de bu kâbusunuza son verebilirsiniz.
• Dermatologların yaptığı araştırmalara göre; soya fasulyesi yağı içeren koruyucular denendiğinde 1,5 saatlik bir koruma sağladıkları görülmüştür. Ayrıca sitronella yağı, sedir, nane ruhu, limon çimeni ve sardunya da kısa süreli koruma sağlıyor. • Okaliptüs içerikli yağlar ise sivrisinekleri daha uzun süre uzak tutuyor. Bu yağlar 3 yaşın üstündeki çocuklar için de kullanıma uygun. • Son yıllarda B1 vitamini içerikli cilde yapıştırılan bantlar oldukça popüler hale geldi. Bu ürünlerin yaygın hale gelmesinin nedeni ise 1960 yılında yapılan bir araştırma. Araştırmaya göre; dişi sivrisinekler B1 vitamininin ciltte neden olduğu kokudan hoşlanmıyorlar. Ancak bu konuda başka bir kanıt elde edilmemesine karşın bu bantları satan şirketler, araştırmaların hala devam ettiğini ancak sadece kesin bir sonucun olmadığını savunuyor. • Vücudunuzda herhangi bir krem, sprey ya da maddenin varlığını istemiyorsanız sivrisinek tuzakları da oldukça etkili. Sivrisineklere çekici gelebilecek ısı, karbondioksit ve nem gibi koşulları sağlayarak onları kendine çeken bu tuzaklar, dişi sinek tuzağa girdiğinde ya hapsederek ya da öldürerek çözüm sunuyor.

Garanti sana kafam girsin...


Yorum yapmayacağım...


Neredesiniz?

Şu yan taraf'ta gördüğüm 112 izleyicim sevgili okurlarım arkadaşlarım,

Nerelerdesiniz?

Ben buradayım ama.

2 Eylül 2009 Çarşamba


Dünya liderlerinin gezegenin kaderini belirleyeceği Kopenhag İklim Zirvesi’nden çıkacak kararlar yakın gelecekte nasıl bir dünyada yaşayacağımızı da belirleyecek. Şimdi harekete geçme zamanı. Çünkü dünya hiç bu kadar ısınmamıştı ve insanlık iklim felaketinin korkutucu etkilerine hiç bugün olduğu kadar yakından tanık olmamıştı.

Greenpeace Gençlik Grubu bugün Başbakan Tayyip Erdoğan’dan Kopenhag İklim Zirvesi’ne katılmasını ve iklim için gerekli sorumluluğu alarak herkese örnek olmasını istedi. Bu çağrı ancak siz de destek verdiğinizde güçlenerek yayılabilir.

Dünya duymayı bilenler için yardım çığlıkları atarken Erdoğan’a yaptığımız çağrıya lütfen siz de katılın. İklim için şimdi “van minüt” değilse ne zaman?

1 Eylül 2009 Salı

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!


NTV'deki 'Neden' programında 'Aleviler ve Siyaset'i tartışıldı.
Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e soruldu:

* * * Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler
ve Siyaset' tartışılır....?'

Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu...
Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:

***Türkiye'de kaç okul var ?...................67.000

***Kaç hastane var ?...................1.220

***Kaç sağlık ocağı var ?....................6.300

***Peki kaç cami var ?.....................85.000



Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.



***Peki, kaç kilise var ?......................270

***Kaç cemevi var ?.....................100

***Türkiye'de kaç doktor var ?.....................77.000

***Peki, kaç din görevlisi var ?.....................90.000

Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken,
her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.

Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.

***Türkiye'de kaç kütüphane var?......................1.435

***Almanya'da kaç kütüphane var?......................11.000

***Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var ?......13

*** Kaç kentte kuran kursu var?.........................81

***Bu kursların toplam sayısı kaç ?.........................3.852

***Türkiye'de 1 opera derneği var, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.

***Peki, kaç tane 'cami yaptırma derneği' var ?........35.000

***İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar ?..............783 trilyon

***Ulaştırma Bakanlığı'nın ?...................678 trilyon

***Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın ?.............677 trilyon...

***Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ?..................632 trilyon...

***Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın ?..................280 trilyon..

***Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ?...249 trilyon...

***Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ?...................404 trilyon...

***Sadece Sünnileri temsileden
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi nekadar ?........1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...

22 üniversitenin toplam bütçesine denk...

***Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:

1997'de 66 trilyon.

1998'de 119...

1999'da 180...

2000'de 270...

2001'de 302...

2002'de 553...

2003'te 771...

2004'te 1 katrilyon...

2005'te 1 katrilyon...

2006'da 1,3 katrilyon...

2007'de 2,7 katrilyon...

Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor,bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?
Arkadaşlar!
dışarda birşeyler oluyor farkında mısınız?
uykuda olanları sarsın, uyandırın. yakında ışıklar sönebilir, karanlıkta ne yapacaksınız?

31 Ağustos 2009 Pazartesi



İnternette gördüm bu çağrıyı,hemen yayınlamak istedim bloğumda.umarım hepimizin katkılarıyla çocuklarımızın yüzü güler.

6 Eylül Pazar günü Cam Piramit’te, binlerce lösemili çocuğumuz ve ailesinin gıdadan temizliğe, beyaz eşyadan mobilyaya, kıyafetten kırtasiyeye kadar pek çok ihtiyacını karşılayabileceği ‘LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI’ için acilen 1.el OYUNCAK, KÜÇÜK EV ALETLERİ, HALI ve HER YAŞTA HER CİNSTE AYAKKABI ihtiyacımız vardır.

vakıf için buraya lösev lösemili çocuklar vakfı
iletişim için esen ergörün 0312-447-06-60 dahili 210

sadece 1hatfa kaldı sesimizi duyuralım...


NOT: Bağış yaparak destek olan firmalara bağışları karşılığında LÖSEV Bağış Makbuzu iletilmektedir. Bu sayede bağışçı firmalar, bağışlarının % 100’ünü vergilerinden düşebilmektedirler.

Taşındık ->

Daha önceki yazı'mın gözden kaçtığını varsayarak:

Bıraktığım yerden, daha güncel daha eğlenceli haber ve yazılarımla,


www.burakguven.net 'teyim.

İlgilenen herkese teşekkürler.

Cimbakuka

25 Ağustos 2009 Salı

# Mim 1 #
İlk Mim'imiz Sevgili kelebennk, lolla , bekriya ve sanem'den geliyor. Mim'lerde kendimle ilgili ilginç 7 özelliğim ve sevdiğim 7 şey'den bahsedilmiş.

İlginç 7'liden başlarsak:


- Beşiktaş maçlarını tribün veya televizyon'dan izlerken garip bir şekilde 90 dakikalığına tanınmaz hale geliyor, bitiminde ise hüviyetime geri dönüyorum.


-Yaz, kış farketmez soğuk su ile yıkanmaya bayılıyorum ve genelde kış bile olsa üzerimde yorganla uyuyamıyorum. Annem hep Rus kanı taşıyorsun sen der :P


-Mutfak'ta kendime veya arkadaşlarıma birşey hazırlıyor olmam çok hoşuma gidiyor.


-Rakı, Balık, Roka üçlüsü içinde maalesef Roka'yı yiyemiyorum, sevmiyorum ne yapıyım.

-Sabah işe kalkarken geç bile kalmış olsam asla duş almadan çıkamıyorum.


-Kumaş pantolon giymekten nefret ediyorum, sanırım okul hayat'ım ve düğün dernek dışında giymişliğim yok. (iş'de buna dahil)

-İş yerim ve ev'imdeki bilgisayarımda klavyem bozulursa mutlaka tekrar aynısını istiyor veya alıyorum başka klavyelerde kendimi özürlügibi hissediyorum.


Sevdiğim 7 şey'e gelirsek:

-Beşiktaş
-Rakı, Balık
-Erdek / Ocaklar
-Muhalefet Olmak
-Sivri Dil'im.
-Yatağım.
-Çay

# Mim 2 #

2. mim Damla dan gelmiş.

1- Blog'una neden bu adı verdin?
C- Bir zamanlar zayıftım sonra oldum :) şimdilerde de kendi adımla sizlerleyim

2-Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
C- Zannetmiyorum

3- En çok satın aldığın garip şey?
C- Kombine bilet ve Eti Cin :)

4- Şeker gibi olduğun anlar?
C- Beşiktaş galibiyetleri sonrası ve cuma rapoların bittiği an.

5- "Arkadaşım artık sormayın şunları" dediğin şeyler?

C- Askere ne zaman gidiyorsun? Ne zaman evleniyorsun? Maça gidiyormusunuz?

6- Seks'in sendeki rengi?
C- Siyah ve Kızıl tartışmasız.

7- Aynaya bakınca gördüğün?

C- Çirkin'in teki.

8- Kendini okutan blog dediğin?
C- Beni güldürür, güncel haberlere yer verir, dürüsttür.

9- Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşacabileceğin yerler?
C- Taksim, Beşiktaş.


24 Ağustos 2009 Pazartesi

Yıkılacak Yermi Kalmamıştı?


Türkiye'nin en güzide okullarından birisini dün Sahur ile beraber Allah Allah nidalarıyla yıktılar. Geçerli sebepleri okul'un bulunduğu arazide gecekondu olarak görünmesi.

Türkiye'nin hatta Dünya'nın neresinde bir eğitim kurumunu göz'ü kapalı yıkmak var şaşarım. Hemde çözülmemiş bir dava ve belirtilmemiş bir dava varken.
500 öğrenci'nin eğitim aldığı bu güzide okul'u yıkmak yerine devlet kendi mülkiyetine alıp devam ettiremezmiydi?

O vurulan balyozlar sadece okul'a değil Cumhuriyet Tarih'ine vuruluyordu adeta.


O çocuklar'a kim anlatacak ileride bu durumu?


Nasıl bir ülke olduk çıktık arkadaş...

20 Ağustos 2009 Perşembe

Oha yok artık demeyin bu da oldu.

Haber:

Türkiye’nin artık, ilahiler eşliğinde alkolsüz içkilerin yudumlandığı, mescitli bir barı da oldu.

Sadece Türkiye’nin değil, büyük ihtimalle dünyanın da ilk İslami barı Bakırköy’deki Capacity Alışveriş Merkezin’in içinde hizmet vermeye başladı. Daha önce içkili bar olan Davidoff Jazz Bistro, şimdi türbanlı barmaid ve garsonların servis yaptığı ilginç bir mekan oldu.

KADEHLERDE AYRAN VAR

Bir zamanlar Zerrin Özer’in sahne aldığı kulüpte şimdi ‘Sordum sarı çiçeğe’ türü ilahiler çalınıyor. Listedeki şarapların, votkaların yerini çay, ayran ve çeşit çeşit meşrubat almış. Barda, kadınlar ve erkeklerin namaz kılması için ayrı ayrı mescitler de bulunuyor. (Güneş)

Bi bu kalmamıştı…

Saturday Night Live: Dj Yusuf İslam 90’s İlahi Party.

TÖBE TÖBE…

Bu gece barda...

Oha yok artık demeyin bu da oldu.

Haber:

Türkiye'nin artık, ilahiler eşliğinde alkolsüz içkilerin yudumlandığı, mescitli bir barı da oldu.

Sadece Türkiye'nin değil, büyük ihtimalle dünyanın da ilk İslami barı Bakırköy'deki Capacity Alışveriş Merkezin'in içinde hizmet vermeye başladı. Daha önce içkili bar olan Davidoff Jazz Bistro, şimdi türbanlı barmaid ve garsonların servis yaptığı ilginç bir mekan oldu.

KADEHLERDE AYRAN VAR

Bir zamanlar Zerrin Özer'in sahne aldığı kulüpte şimdi 'Sordum sarı çiçeğe' türü ilahiler çalınıyor. Listedeki şarapların, votkaların yerini çay, ayran ve çeşit çeşit meşrubat almış. Barda, kadınlar ve erkeklerin namaz kılması için ayrı ayrı mescitler de bulunuyor. (Güneş)


Bi bu kalmamıştı...

Saturday Night Live: Dj Yusuf İslam 90's İlahi Party.

TÖBE TÖBE...

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Uzun süre aranızda olamadım haklısınız.

Ama Daha güzel şeyler sunabilme adına artık buradayım.

Tekrardan merhaba güzel insanlar.

Şu anda deneme aşamasındayız kısa zaman sonra yine bildiğiniz ben olmaya devam (:

Bıraktığım yerden, daha güncel daha eğlenceli haber ve yazılarımla,

Gerekli düzeltme ve düzenlemelerden sonra

www.burakguven.nette olacağım.

İlgilenen herkese teşekkürler.

18 Ağustos 2009 Salı

Özleyenlere...

Bıraktığım yerden, daha güncel daha eğlenceli haber ve yazılarımla,

Gerekli düzeltme ve düzenlemelerden sonra

www.burakguven.net 'te olacağım.

İlgilenen herkese teşekkürler.

Cimbakuka

24 Haziran 2009 Çarşamba

Bitti...

Evet evet yanlış duymadınız bitti.

Aniden böyle bir karar alışımın sebeplerini sorgulayıp buna bağlı şaşırabileceğinizi tahmin edebiliyorum.

Cimbakuka'nın hayatta olduğu süre zarfında eleştirildiği çok fazla konu olduğunu da zannetmiyorum.

Çünkü neysem o'yum mantığını hayatımın her alanında benimsemişimdir.

Yani kısaca gerçek - sanal ilişkisi olmadan tamamen duygularla hareket ettim.

Bana kazandırdığı çok fazla şey oldu, iyi ve kötü'yü ayırt etme manasında.

Bu'nun yanı sıra kazandırdığı dostluk, arkadaşlıklar da elbet.

O'nlar biliyorlarki ben zaten hep varım, can sıkmaya da gerek yok çok fazla.

Sanal alem dediğin nedir ki sorusunu bende sorardım ama malesef gerçekten öyle değilmiş.

Kiminiz bu durumu kaldıramadı diyebilirsiniz, kiminiz blog yazmak herkesin harcı değilde diyebilirsiniz, sorun değil.

Benden daha fazla şeyler kaybettirmeden, çok kısa zamanda da olsa gitmem gerektiğini hissettiğim için bitiriyorum.

Sorgusuz, sualsiz herkesi severcesine.

Okumaktan zevk aldığım arkadaşları her zaman yakından izleyeceğim bundan şüpheleri olmasın.
Bütün okuyucularımdan du durum için özür diliyorum, belli mi olur birgün belki başka bir yerde tekrar karşılaşırız.

Hepiniz sevgiyle kalın,

Haydi, Hoşçakalın...


Cimbakuka

23 Haziran 2009 Salı

Garip Haller Vol.4



Tabi ya, herşey mübah...


Çok kullanırdık mübah kelimesini. Belki sever, bazende sinirlenirdik en olması gereken zamanlarda olmamayı bu kelime'nin arkasına sığınmamıza.


Evet hatırlarım o günler gerçekten özel günlerdi. Kalabalık desen, neşe desen var, hani derler ya ne ararsan var, işte biz öyle hallerdeydik o zamanlar.


Şimdiki zamana geçmiş eki yüklemek...


İyi zaman dostu olmak mı, kötü zaman dostu olmak mı bilmiyorum ki hangisi daha manalı? Ha bizim hiç eşekliklerimiz olmadı mı, yapmadım diyen taş olurdu elbette, ama sanmıyorum ki bu kadarı olsun.


Biz hiç bir zaman bir anda boşluğa sallamadık yakınlarımızı, ya da sallasak bile en azından bir yere konup konmadığını görmek için arkamıza bir kere baktık ama hiç bir zaman net bir şekilde sırt çevirmedik, bu derece yok saymaya çalışmadık.
Hele hele dışarısı için...

Bazen arkana dönüp bakmayacaksın arkadaş derler, ama gel gör ki şimdi mum'la bile arayamıyorsun.


Ne oldu bir anda desem, sanmıyorum ki cevap bulayım.


Dolu'muyum evet çok doluyum,


ama yazı'nın başında ki gibi.


Mübah bunlar bana ey dost mübah...


Dimi?

Tabi ya...

Bu 

22 Haziran 2009 Pazartesi

Geldik mi Geldik...

Selam güzel insanlar, tatil bitti dönüşümüzü yaptık.

Tatil olunca haliyle herşey kusursuz ve mükemmel geçiyor.

İstanbul'un nem ve sıcağına + iş temposuna bir an önce ayak uydurmak umuduyla.

Umarım o süreçte herkes iyi geçirmiştir günlerini.

Anlatacak çok şey var, bi ara yazarım.

Hoşbuldum :)

12 Haziran 2009 Cuma

Bu kış burada biter ve ben tatil'e giderim...



9-10 günlük bir gezinti'ye çıkıyorum millet, bilgisayardan, televizyondan olabildiğince uzağa.

Hafta son'u ÖSS'ye girecekler varsa şimdiden başarılar.


Okul'u bitenlere bol bol tebrikler.


Açıköğretim sonuçlarını bekleyenlere hayırlı 19 Haziran'lar ve vesaire vesaire.


Blog size emanet.


Kalın sağlıcakla...

Dipnot: Bugün duyduğum en güzel haberlerden birisi Celalettin Cerrah'ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden, Osmaniye Valisi olarak atanması oldu. Tatil'imi huzurla geçirebilmem için müthiş ir sebep daha.

Şükür Diyorum...

9 Haziran 2009 Salı

Hamdolsun

:)

Hamdolsun ...

Biri baksın falımıza, tuz kattılar balımıza,
Ağlanacak halimize, gülüyoruz hamdolsun...

Süleymaniye’de serçe, Davos’ta aslandan pençe,
Gül değil, dikenli bahçe, suluyoruz hamdolsun...

Diplomasi, ince ince, dokunulur mu hiç gence?
“One minute”lik İngilizce, biliyoruz hamdolsun...

Hani teğet geçecekti? Kriz gelip geçecekti?
Başlamadan bitecekti? Ölüyoruz hamdolsun...

Millette geçim korkusu, onlarda seçim kaygısı,
Şehirde kömür kokusu, soluyoruz hamdolsun...

Nerde düzen, nerde birlik? Hani birdik, bütündük?
Bir alt kimlik, bir üst kimlik, Bölüyoruz hamdolsun...

Rantın peşine düşenler, Deniz Feneri SEVENler,
“ Ya sev, ya terk et “ diyenler! Kalıyoruz hamdolsun...

Üç, beş kuruş memuruma, hem emekli hem duluma,
Gemi yakışır mahdumuma, alıyoruz hamdolsun...

“Al git!” dedi anamızı, okutacak salamızı,
Aradıkça belamızı, buluyoruz hamdolsun...

Nerede iş, nerede aş, gözler çıktı yaparken kaş,
Ömrümüzden yavaş yavaş, çalıyoruz hamdolsun...

Bir Recep İvedik filmi, izledik, güncel ve ilmi,
Uyuma vakti geldi mi, dalıyoruz hamdolsun...

Şehit: “Kelle”, Apo: “Sayın”, Yüreklerde gizli mayın,
Kimler yiğit kimler hain? Biliyoruz hamdolsun...

Avrupa’nın havuçları, kapalıdır kapıları,
Tuz dökülmüş avuçları, yalıyoruz hamdolsun...

Dünyalıktır, zikirleri anlaşılmaz zehirleri,
Akılları, fikirleri, çeliyoruz hamdolsun...

Mektup, zarfa ilişmiyor, Demokrasi gelişmiyor,
Cafer’e bez yetişmiyor, siliyoruz hamdolsun...

Hayal gibi, gerçek gibi, aciz miyiz, böcek gibi?
Susuz kalmış çiçek gibi, suluyoruz hamdolsun...

Bu teranelerden bıktık, bilmem nerde hata yaptık?
Sinir küpü olduk artık, doluyoruz hamdolsun...

Kader örmüş ağlarını, özledik dost bağlarını,
Ergenekon dağlarını, deliyoruz hamdolsun...

Onlar efendi, biz hamal, artık zamanı: Bir rol al!
Hepimiz Mustafa Kemal, geliyoruz hamdolsun.



Anonim.

8 Haziran 2009 Pazartesi

Bir yazmadım, bin ah işittim.

Farkındayım uzun zamandır blog dışı olduğumun.

Havalardan mıdır, içtiğim gazlı biralardan mıdır nedir hazımsızlık var sanırım. Birde bilgisayar başında oturuyorsan ve ev'inde klima yoksa işte o zaman halin harab arkadaş.

Dün baktım ibre 30' üzeriydi, dedim ne oluyor eriyormuyuz. 1 hafta sonra tatile çıkacağım, umarım güneş aynı performansını sürdürür, aksi halde fena bozuşuruz kendisiyle. Yanmak istiyorum arkadaş, peynir gibi ne bu böyle cık cık cık...

Gündem'e bakıyorum, beni sarsacak pek'te bir olay yok, hani var ama burda tartışsam millet kasacak o yüzden diyorum otur oturduğun yerde.

Tek değineceğim söz yine spor'la alakalı,. İki güzide camia'yı karşı karşıya getiren, Kayserispor Başkan'ına; Be Sn. Mamur göz göre göre Türkiye'ye dün yalan söyledin, bilmez misin karşındaki Türkiye'nin en eski kulübü Beşiktaş, sen kime peşkeş çekiyorsun be adam? Hangi yana düşecekse düşsün artık şu Topuz, baydı vallahi.

Bunun dışında Lost'ta çok önce bitti izleyecek dizi kalmadı arkadaş. Zaten televizyonda izlediğim dizi yok, bilgisayarda oturup o sıcakta uzun uzun film izlemekte cazip gelmiyor artık, ben ki günde 4 film bitiren adam artık 1'ine bile katlanamıyorum, yaşlandım yahu :(

Çalıştığım iş'i de seviyorum, klima var 3 tane mis gibi vallahi, serin serin bir gün ayaklarım geri gittiyse yamulıyım valla. (diyeceksin ki zaten yamuksun, kabul.)

Kenan Albüm'ü aldım dinledim, ama yok be nerde bi önceki albüm'ü :/ Ara beni lütfen, Yüzsüz Yürek, Olmaz, bu şarkılar öyle kalmış ki aklımda, sanki başka'sının bir arabesk albüm'ünü dinler gibi oldum, umarım kısa sürede alışırız. Ama Kıskanıyorum parçası şimdilik favorim ilerleyen haftalar ne gösterir bilmem, lig uzun maraton.

Ha bu arada dün gece rüyamda ciddi anlamda bir ada'ya düştüm ama yanımda ne Lima vardı, ne de bir teknem kalktığımda baya buruktum, benim gibi insana bu yapılmaz ki :(

Alır başımı giderim şimdilik, maliyet raporları beni bekler, görüşürüz bi ara hadi bay bay...

2 Haziran 2009 Salı

Issız Ada ve 3 şey :))

Mim dalgası yerini dinginliğe bırakmışken tsunami kıvamında süper bir mim sevgili Bekriya'dan gelmiş.

Demiş ki zat-ı muhterem, eğer sen bir ıssız ada'ya düşersen yanına 3 adet ne almak istersin ey cimba?

Valla politik olamayacağım bu konuda ne yalan söyliyim.

1- Adriana Lima yanımda olsun, ben ona bakiyim o bana baksın yaşlanıp gidelim.

2-Ada'da ömrümün sonuna kadar yetecek alkol bulunsun, hatta değişik cins'ten alkol şelaleleri bulunsun ben onda yüzüyim.

3-18 metre tekne'yle de ada sınırlarına çıkmadan etrafında dolaşabiliyim.

Çok mu şey istedim yoksa?

Bakim? yoooooo....

:D

Bu mim benle gömülür gider, haydin öptüm mimlemiyom kimseyi,

Ada'ya gittim gelicem...

Yere İniş.

Malumunuz çok yoğun bir haftayı, hem bireysel, hemde toplu olarak geride bıraktık.

Cumartesi sabah'ının stresi ve sonrasında ki inanılmaz rahatlığı şahsım ad'ına bütün bir sene'nin boşalması gibiydi.

Süper geçen sınavın ardından mezuniyetliğin ilk temellerini atmak, arkasından yıllardır emeğimizi sarfettiğimiz, gecemizi gündüz ettiğimiz Beşiktaş'ın şampiyonluğu ile pekişen dolu dolu bir hafta sonu.

Bu süreçte sınav için desteğini veren özel blogger kardeşliğine ve herkese teşekkürü de borç bilirim.

Herkesin sınavı, işi gücü bittikten sonra Blogmania 4'ü yapma'nın vakti çoktan geldi de geçti diye düşünüyorum, Tatil moduna girmeden, buralardan uzaklaşmadan toplanalım derim.

Haziran 13 bu blog tatile kaçar, özledim Erdeği, Ocakları valla ne yalan söyliyim, bünye tatili de haketmedi değil hani.

Herkese iyi haftalar diliyorum, sağlıcakla kalın efem.

p.S. İlginçtir yazıyı yayınladım ve bir süre sonra 1 saate yakın göremedim ve şimdi tekrar geri geldi :S

Mailbox'a yorumlar düştü fakat burda göremedim.

Blogger noluyo?

31 Mayıs 2009 Pazar

Herkese Nasip Olmaz...


Şampiyonluk bizim,

Kupa bizim...


ŞAMPİYON BUDUR, BAK BAK KUDUR...















Herkese nasip olmaz...






Şampiyonluk bizim,






Kupa bizim....

30 Mayıs 2009 Cumartesi

İçimizdeki Yangın Sizi Bekliyor...


İstersen donatalım dört bir yanı bayraklarla
İstersen eğlenelim davullarla zurnalarla ...

1- Cumartesi'yi pazara bağlayan gece saat 00:00 - 01:00 sularında takımımızı Atatürk Hava Liman'ın da karşılıyoruz. Atatürk Hava Liman'ı Pascal Nouma'dan sonra gördüğü en büyük kalabalığı yine bizimle görecek.

2- Pazar günü saat 14:00'de Ümraniye'den hareket edecek üstü açık otobüste bulunan futbolcularımızı Barbaros Bulvar'ında karşılayacak ve stada kadar eşik edeceğiz.

Demiştik ya; Siz isteyin sadece İstanbul değil, tüm TÜRKİYE'yi yakarız.

İşte bu böyle birşey...

NOT: LÜTFEN ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAYALIM!


Maç Günü ile ilgili:

Yaptığımız girişimler sonucunda; Beşiktaş Sahile Dev Ekran kurulması için Beşiktaş Belediyesi ve Cola Turka ortakliğiyla son noktaya gelindi. Yarın Beşiktaş sahile dev ekran kurulacak ve maçı oradan izleyeceğiz.

Ayrıca BKM'nin önünden, Balık pazarına doğru 250 metre bayrak enine asılarak bir tünel oluşturulacak. Ekstra olarak da Simit Sarayı'nın karşısındaki Kilise'nin duvarına Beşiktaş Kareografisi yapılacak. Boya konusunda uzman olan, elinden bu isler gelen ve bayrak asılmasına yardım etmek isteyen arkadaslarin, YARIN SABAH Simit Sarayı'nın karşısındaki Kompedan'in yanindaki kilise duvarının oraya gitmeleri rica olunur. Bayrak ve Boya konusunda Muracaat: Adil Bey & Birol Bey


BÜTÜN BASIN TRAŞ FORZA BEŞİKTAŞ

28 Mayıs 2009 Perşembe

Son 2 Gün.

Allah Allah, Allah Allah saldır Burağım mezuniyet çok yakın saldır Burağım...!!

Stres büyük yazacak birşey yok, bu hale geldik...

Hepimiz deliyiz.

24 Mayıs 2009 Pazar

Duyamadım ne dedin?


ŞAM-Pİ-YON!!!

22 Mayıs 2009 Cuma

İlle de rakı olsun...



http://www.yeniseri.com/

Şuradan da girebilirsiniz :)

Hadi gösterin bakalım hünerlerinizi. Müthiş eğlenceli. Bir yandan oynarken, diğer yandandan Rakı Racon'larını kaydetmeyi unutmayın aman haaa.

Rakı şişesinde balık olmaya geldik...

21 Mayıs 2009 Perşembe

İstanbul'da Bir Romen Hoca ve Kupa...



Bahsettiğimiz kişi elbette büyük teknik direktör Mircea Lucescu.

Türkiye'de çalıştığı dönemde hem Galatasaray'da hemde Beşiktaş'ta yaşattığı şampiyonluklar ve Avrupa'da ki başarılarda her iki takım taraftarı'nın da gönlünde taht kurmuştu. Beşiktaş'ın 101. yılında ki olaylardan sorumlu tutulup, Avrupa'nın belkide adı sanı duyulmamış Ukrayna takımı Shakhtar'a gitmeyi tercih etmişti.

5 yıldır bu takım'ın hoca'lığını yapan Luce, az buz değil 4 lig şampiyonluğu, 1. Şampiyonlar ligi 2.turu ve 1 UEFA çeyrek final'i tattırmıştı bu takım'a.

Defansif oynuyor diye eleştirilen, futboldan anlamıyor zırvalıklarına maruz kalan Luce, dün adeta Türkiye'de birilerinin gözüne soka soka kaldırdı UEFA kupa'sını.

Ülkemizde hala büyük takım olacağız zırvalıkları yapan BÜYÜK BAŞKAN!!! lara bir nev'i kapak oldu bu ayrıca. Ne demişler bazen uzaklarda aramayacaksın...

Bunun dışında dün maç öncesi Werder taraftarları ile muhabbet ve eğlence oldukça güzeldi. Ukrayna'lı taraftarlarında gösterileri Fanzone'u karnaval yerine çevirmişti.

Ta ki Türk taraftarlar'ının devreye girip, abazalık ve taşkınlık yaptıkları süreye kadar. Bu ne eziklik duygusudur arkadaş, kendi ülkende böyle büyük bir olay gerçekleşiyorken adam'ların eğlencelerinin içine girmek, bayanlarına sarkmak nasıl bir psikolojidir.

Bunun dışında değinmek istemezdim ama Fenerbahçe taraftar'ı olan bir grub'un (100 kişi diyim) maç öncesi paso Türk takımlarına küfür etmesini, hatta maç içinde dahi tribünde küfretmelerine anlam verebilen varsa buyursun tartışalım. Allah'tan bir Türk takım'ı oynamadı o finali orada.

Fenerbahçeliler bu konuda kızmasınlar bana ama ciddi anlamda rahatsızlık verici düzeydeydi yapılanlar.

Maç'a gelincede Diego ve Almeida'dan eksik Bremen, karşısında taş gibi bir takım buldu ve sonucunda ciddi anlamda hakeden kazandı.

Mircea Lucescu'yu bir kez daha tebrik ediyorum...

Danke Werder, Danke für diese tolle Stimmung...

Bu güzel günden objektifime yansıyanlar..

























Eh bizde izledik tabi maçı :)