19 Ocak 2009 Pazartesi

Hrant Dink'in ardından...


301'i "anlaşılır" bir gözü karalık ve ürkeklikle savunan yasa yapıcılar ve Hrant'ı mahkeme kapılarında salyalarıyla karşılayan Kerinçsiz ve şürekası hedef gösterdiği için artık Hrant Dink diye bir melek yok bu ülkede.

Hrant koruma talep etseymiş, kendisinin bu talebi karşılanacakmış, diye söylemler vardı. Bu ülkede, egemen siyasete itirazı olan hangimizin korumaya ihtiyacı yok Allah aşkına. Daha Hrant'ın öldürülüşü üzerinden üç saat geçmişti ki, Ankara'da yüzlerce kişi basın açıklaması için yürüyüşe geçtiğinde, omzunda çantasıyla bir memur, acılı kalabalığın karşısına dikilip, "s..tirin ulan bu memleketten!" diye bağırıyordu. Basın açıklaması bitene kadar, defalarca benzer tacizler yaşandı. Öfkeli olduğu belli olan bir kitlenin karşısına dikilip küfrü basacak cesareti nereden buluyor sizce bu insanlar? Kim bu harekatı sürdürüyor yıllardır?

İstanbul valisi, o tiyatro oyuncusu edasıyla Hrant'ın katilinin yakalandığını muştularken, hayatımızı avuçlarının içinde hissetmek için TBMM'den çıkarılmaya çalışılan ve yetkilerini kısıtlamayı öngören yasa tasarılarını "bir şekilde" bertaraf eden güvenlik güçlerine, yüzünde en ufak bir utanma ifadesi olmadan veriyordu müjdeyi: Mobesee kameraları için açılan ihale bir an evvel son bulacak ve güvenliğimiz tamamen sağlanabilecek!

Zaten cinayet gününden bu yana, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, hükümet ve bürokrasi cephesinden gelen açıklamalarla ağzımız açık, televizyonun karşısına mıhlanmışken, Güler'in o gergin göğsünü daha da gererek müjdesini verdiği Mobesee kameralarından biri Hrant'ın tepesinde olsa, dünya alemi iplemediği her halinden belli olan katil, tetiğe basmadan dönüp gidecek miydi yani.

Kameralardan korkmak için korkak olmak gerekiyor. Oysa Hrant'ın genç katili, bu memleketin muktedirleri, yasa yapıcıları, güvenlik güçleri, yaygın medyası ve linç olaylarını "halkın doğal tepkisi" olarak yorumlayan polis amirlerinden cesaretini alıyordu. Yüzünü saklama gereği dahi duymayan, görevini ifa ettikten sonra arkadaşlarıyla bilgisayar oyunu oynamak üzere otobüse atlayarak evine dönmeye çalışan "sıradan" ve son derece cesur bir katildi O.S. Muhakkak "gizli" azmettiriciler vardır ama esas azmettiriciler, belki utanmadan cenaze törenine katılacak olan, hepimizin malumu zevattır.

Hrant kameralardan korkuyor, "artık çok tanınıyorum" diye yakınıyordu son yazısında. Onun katili ise kameralardan korkmuyordu. Çünkü "kendi evinde", bir yabancıyı öldürüyordu. Hrant zinhar reddediyordu ama, evet, kabul edelim ki o bir "rehineydi" ve bu ülkede asıl güvercinleri vururlardı...

4 "Minute":

YALNIZLIK OKULU dedi ki...

O kameralar bizi korumak dışında her işe yarıyor...bu ülkeyi kameralarla donatacaklarına insana değer nasıl verilir , insan nasıl olunur onun için çalışsınlar...Katilleri bulmak kolay olandır...ama katil yaratmamak zordur...devlet bunu yapmalıdır...bir bebekten katil yaratmamaktır aydınlık....

perikizi dedi ki...

cimbakukacüüm gündem sizinle canlanıyor malesefki ülkemizde karşı düşüncelere pek bi özgürlük sözkonus değil söyleyenlerinde cam güvenliği yok:(

perikizi dedi ki...

kuzum mimlendin haberin ola:)

gülbeh dedi ki...

neden bu kadar zorlaştırıyorlar yaşamayı anlamıyorum.birlikte yani sadece bu. ne var altında bişiler arıcak, hem de altına devamlı bişiler sokuşturarak?
en büyük hata bencillik.
19 ocakta hatırlanılması gereken gün.
ama bencillik ve sahiplenme öyle büyük ki, deli cesaretleri öyle bir sarmış ki .

istersek kıçımızı yırtalım, hiçbişi olmuyor işte.

Yorum Gönder

Boş İş Bunlar